VOCABULARY 4

Achieve:elde etmek

You have achieved the success you deserve.

(Layık olduğun başarıyı elde ettin.)

Acknowledge:kabul etmek,kabullenmek,tasdik etmek

He is acknowladged to be the country’s greatest writer.

(Onun ülkenin en iyi yazarı olduğu kabul edildi.)

Acquire:edinmek,elde etmek

The company has acquired shares in a rival business.(şirket rakip ticarette pay elde etti)

*She acquired an American accent.

(O bir Amerikan aksanı edindi.)

Actually:gerçek,gerçekte

They seemed to be good friends but in actually they hated each other.)

(Onlar iyi arkadaşlar görünüyorlardı,ama aslında onlar birbirinden nefret ediyorlardı.)

Apart:ayrı,uzak

They always quarrel so it’s best to keep them apart.

(Onlar her zaman tartışırlar bu yüzden bu onları uzak tutmak en iyi yoldur.)

Apologize:özür dilemek

You will have to apologize to her.

(Ondan özür dilemek zorunda kalacaksın.)

Adequate:yeterli,uygun

The food they eat is barely adequate to keep them alive.

(yedikleri yiyecek onları ancak hayatta tutmaya yeter)

Adjust:ayarlamak,düzeltmek,

The brakes need adjusting.

(Frenin ayarlanmaya ihtiyacı vardı.)

Admiration:hayranlık,takdir

I have great admiration for his work.

(Onun işi için büyük bir hayranlığım var.)

Admire:hayran olmak,çok beğenmek

I’ve always admired her.

(Ona her zaman hayranım.)

Apology:özür,mazeret

Please accept our apologies for the problems you have experienced.

(Lütfen karşılaştığın problem yüzünden özürlerimizi kabul et.)

Apparent:görünüşteki,sözde

His apparent interest in the proposal didn’t last very long.

(Onun teklifle ilgli görünüşteki ilgisi uzun sürmedi.)

Adopt:evlat edinmek,almak kullanmak benimsemek

She decided not to adopt her husband’s name when she got maried.

(O evlendiğinde kocasının soyadını kullanmamaya karar verdi.)

Advice:öğüt,tavsiye

She took her doctor’s advice.*You should get some legal advice. ( yasal tavsiye almalısın)

(O doktorunun tavsiyelerini aldı.)

Affair:olay,iş,macera

The wedding was a very great  affair.*

The whole affair has been extremely unpleasant

 

Afterwards:sonradan,arkasından

Afterwards,Nick said he hadn’t enjoyed the film.)

(Sonradan,Nick filmden hoşlanmadığını söyledi.)

Apparatus:teçhizat,aygıt,alet,cihaz

The scientific apparatus are necessary for carrying out experiments.

(Bilimsel aletler deneyleri yapmak için gerekli.)

Appear:görünmek,ortaya çıkmak

The bus appeared round the corner.

(Otobüs köşenin oralarda göründü.)

Agreement:anlaşma,sözleşme

Please sing the agreement and return it to us.

(Lütfen anlaşmayı imzala ve bize geri gönder.)

Agriculture:tarım

The minister of Agriculture.

(Tarım Bakanlığı.)

Ahead:ileride,ileriye

I could see the other car about half a mile ahead of us.

(Diğer arabayı bizden yaklaşık yarım mil kadar ileride görebiliyorum.)

Alone:yalnız,tek başına

He lives alone.*I don’t like walking home alone after dark.

(O yalnız yaşar.*Karanlıktan sonra eve tek başıma yürümeyi sevmiyorum.)

Appearance:belirleme,gözükme

I was surprised by her unexpected appereance at the party.

(Onun partideki beklenmedik gözükmesine şaşırdılar.)

Applause:alkış

The performance got terrific applause from the audience.

(Performans seyircilerden harika alkış aldı.)

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *